Göç ve Kent Özel Sayı Makale Çağrısı - Editörler: Selma Akay Ertürk ve Erhan Kurtarır

2020-04-29

Günümüzde dünya nüfusunun yarıdan fazlası kentlerde yaşamaktadır. Kentler; çok sayıda farklı fonksiyonu barındıran, çok çeşitli ekonomik faaliyetlerin sürdürüldüğü, nüfus yoğunluğunun fazla olduğu, kentte yaşayan insanların; ürün, bilgi ve sanat ürettiği, aynı zamanda da bunları tükettiği yerleşmelerdir. Birleşmiş Milletlere (BM) göre 2018 yılında dünya nüfusunun %55'i olan 4,2 milyar insan kentlerde yaşamını sürdürmekteydi. Her yıl dünya genelinde yaklaşık 70 milyon insan, çok sayıda itici faktöre sahip olan kaynak coğrafyadan çok sayıda çekici faktöre sahip olan kentlere göç etmektedir. Kırdan kente göçün yanı sıra daha küçük kentlerden büyük kentlere yönelen göçler de söz konusudur. Fakat büyük oranda hedef yerleşim yine bir kenttir ve yaşanan süreç de gittikçe büyüyen bir kentleşme süreci olmaktadır. Yine BM tarafından yapılan tahminlere göre 2050 yılında dünyadaki kentsel nüfusun 6,5 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Dünyadaki kentsel nüfusun da toplam nüfusun %70’ine ulaşması beklenmektedir.

Photo by Christian Battaglia on Unsplash.com

Dünya genelinde 1990 yılında 10 milyon veya daha fazla nüfusa sahip 10 mega kent varken, 2014 yılında mega kentlerin sayısı 28'e yükseldi ve bu rakam 2018 yılında 33'e kadar ulaştı. Yakın gelecekte, mega kentlerin %90'ının, kentleşmenin çok yoğun olarak yaşandığı, gelişmekte olan ülkelerde yer alacağı düşünülmektedir. Ayrıca nüfus artışının bir yansıması olarak, önümüzdeki yıllarda, gelişmekte olan ülkelerde kentlerin kapladıkları yapılaşmış alanlarının da genişleyeceği öngörülmektedir. Gittikçe kentlileşen bu nüfus hareketi ve hedef kentlerde yaşanan nüfus artışı sonucunda yaşam alanlarındaki standartlar da düşmekte ve yaklaşık 828 milyon insan gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerdeki kentlerin gecekondu mahallelerinde yaşamak zorunda kalmaktadır.

Dünya genelinde ekonominin merkezi olmaları, sağlık, eğitim ve kültür imkanlarının daha iyi olması sebebiyle kentler, hem iç göçün hem de uluslararası göçün, yani kısacası insan hareketliliğinin, de odak merkezleridir. Göç olgusu, ister bir ülke içindeki yerleşmeler arasında iç göç, isterse de iki farklı ülke arasında dış göç şeklinde gerçekleşsin, mutlaka kentlerde çok çeşitli ve karmaşık sosyal, ekonomik, kültürel ve mekânsal değişimlerin ve dönüşümlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dünya genelinde çok farklı disiplin alanlarındaki uzmanlar kentlerde ortaya çıkan değişim ve dönüşüm süreçlerini anlamaya ve etkilerinin yönetilebilmesi için yöntem üretmeye çalışmaktadır. Bu çaba, merkezi yönetimler, yerel yönetimler, uluslararası ve yerel sivil toplum kuruluşları, araştırmacılar ve sivil toplum gönüllüleri tarafından paylaşılmakta ve kentlerde meydana gelen değişimler bu çok aktörlü yapı tarafından yaşanan sürecin dinamikleri keşfedilmeye çalışılırken, göç sonrası ortaya çıkan süreçlere dair yöntem geliştirmeye çalışmaktadırlar. Göç süreçleri ve göçmenler hedef coğrafyalarda ve kentlerde bir taraftan çok önemli gelişmeler sağlayabildikleri gibi bir taraftan da çok önemli sorunların içine de düşebilmektedirler. Göçmenler göç ettikleri ülkelerde çok farklı sektörlerde çalışarak, iş üreterek ve yaratıcılıklarını ortaya koyarak yerel ekonominin gelişmesine çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. Başta gelişmiş ülkelerde olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerde de göçmenler hem sağlık sektörüne hem de tarım sektörüne işgücü sağlamaları dolayısıyla kilit rollere sahip olmuş kişilerdir.

Kentler zorunlu göçmenler ve ekonomik göçmenlerin de çok büyük bir kısmını çekmektedir. BMMYK’ne göre 2018 yılının sonuna doğru, dünya genelinde çatışmalar, savaşlar ve afetler gibi sebeplerden dolayı, doğduğu yerden başka bir yere zorunlu olarak göç etmek durumunda kalmış insanların sayısı 70,8 milyon kişiye ulaşmıştır. Bu kişilerin 25,9 milyonunu mülteciler, 41,3 milyonunu ülkesi içerisinde yer değiştirmek zorunda kalmış insanlar ve 3,5 milyonunu da sığınmacılar oluşturmaktadır. Dünya genelindeki mülteciler ile sığınmacıların %85’i gelişmekte olan ülkelerdeki ve geri kalmış ülkelerde, çoğunlukla da kentlerde kent mültecileri olarak yaşamaktadırlar. Zorunlu olarak göç etmek durumunda kalan bu insanların dışında, günümüzün küresel dünyasında çok sayıda göçmen de gelirini arttırmak için kendi ülkesinden ayrılarak, çalışmak üzere başka bir ülkeye büyük çoğunlukla da o ülkenin kentlerine göç etmektedir. Bu ekonomik göçmenler, kentlerde çok çeşitli sektörlerde bazen kayıtlı bazen de kayıtsız olarak çalışarak, elde ettikleri gelirin önemli bir kısmını da ülkesine göndererek ulus-aşırı ağlar üretmektedirler. Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de kentler, insan hareketliliğinin merkezleri olurken küresel ilişki ve ağların da merkezinde yer almaktadır. Halen içinde bulunduğumuz Covid-19 pandemisi süreci bir kez daha gösterdiği gibi küreselleşmiş kentler birer hedef göçmen kentleri olarak uluslararası trafiğin de odak noktaları haline gelmişlerdir ve dünyanın her yeriyle etkileşim içinde olduklarından salgından da çok hızlı etkilenen ilk yerleşimler olmuşlardır.

Yaşadığımız dönemde teknolojinin ve ekonominin de gelişmesiyle insan hareketliliği gittikçe artmış, göçlerin yaşanma biçimi, araçları değişmiş ve süreç daha karmaşık hale gelmiştir. Tüm dünyada yaşanan bu büyük hareketlilik, yerel yönetimlerin üzerine de kentlerine yeni gelen göçmenlerin, mültecilerin, sığınmacıların ve ülkesi içinde yerinden edilmiş insanların, bu yeni coğrafyada yerleşme problemlerinin çözülmesi, yaşanan göç süreçlerinin yönetilmesi, sosyal uyumun ve toplumsal kabulün teşvik edilmesi gibi önemli ve zor görevler yüklemiştir. Göçmenlerin yeni coğrafyada siyasi özne olmaları, sosyal hakları konusunda söz sahibi olmaları, yerel yönetime ve yerel kalkınmaya doğrudan katılımlarının sağlanması ise başarılması gereken ve talep edilen diğer önemli hususlardır.               

Geleneksel olarak, insan hareketliliğiyle yani göçle ilgili planlar ve politikalar ulusal ve uluslararası ölçekler için üretilmektedir. Bununla birlikte, özellikle kentler için göç ve göç yönetimi söz konusu olduğunda yerel politikalar çok daha hayati hale gelmektedir. Dar anlamda göç politikaları - yani ülkeye kimin girebileceği veya ülkeyi terk edebileceği politikaları - genellikle ulusal düzeyde tasarlanırken, göç yönetişiminde ve göçün etkilerinin yönetilmesinde yerelde atılan adımlar, uygulanan plan ve politikalar önem kazanmaktadır. Fakat göç yönetiminin etkin yerel politikası ve başarılı yerel uygulamaları, ülkeye göre değişmekle birlikte, tüm dünyada en zayıf kalınan alanlardır. Ülke politikası açısından öncelikle ve ısrarla önemli bir güvenlik sorunsalı olarak ele alındığı sürece göç olgusunun yerelleşmesi meselesi belki de ülkeler ve kentler için bu alandaki en büyük zorluktur. Yaşanan bu zorluktan ötürü göçmen kentleri üzerine daha çok araştırmak ve düşünce üretmek tüm ilgili kesimlerin önemli bir çabası olarak karşımıza çıkmaktadır.                       

“Göç” ve “Kent” gibi birbirinin sebebi ve sonucu olarak görülebilecek iki önemli olgunun bir arada değerlendirilmesi Göç Dergisinin yeni özel sayısının teması için de ilham kaynağı olmuştur. Göçmen Kentler, Göçün Yerelleşmesi, Yerel Yönetimler ve Göç İlişkisi, Kentsel Mülteciler gibi göç ve kent ile ilgili konular ilginizi çekiyorsa, yayınlanmasını önereceğiniz çalışmalarınız varsa, göç ve kent ile ilgili araştırma bulgularınızı paylaşmak istiyorsanız sizi Göç Dergisi’nin Ocak 2021’de yayınlanacak olan “Göç ve Kent Özel Sayısı”na davet ediyoruz. 

Saygılarımızla 

Göç ve Kent Özel Sayı Editörleri

Selma Akay Ertürk (İstanbul Üniversitesi ve University College London) ve Erhan Kurtarır (Yıldız Teknik Üniversitesi)

Gönderi Son Tarihi: 14 Ağustos 2020 

https://dergi.tplondon.com/goc/about/submissions

Göç Dergisi Göç ve Kent Özel Sayısı Alt Başlıkları

-Göçün kentlere olan sosyal, ekonomik, kültürel ve mekânsal etkileri

- Mekansal Planlama ve Göç Yönetimi

- Kentsel Planlar ve Kentsel Mülteciler

- Kentlerde Covid-19 pandemisi başta olmak üzere salgın hastalıkların göçmenlere ve kent mültecilerine olan etkileri

- Kentlerde göçle ilgili planlama ve yerel politika

- Göç, kentler ve yerel yönetimler

- Kentsel alanda göçmenlerin uyumu ve toplumsal kabulü

- Kentlerde göçmenlerin dahil olduğu emek piyasası

- Sosyal inovasyon modeli ve kapsayıcı kent inşası

- Göç ve konut politikaları

- Kentlerde göçmen girişimleri

- Göç, kentler ve toplumsal cinsiyet

- Kültürel Miras, göçmenler ve mülteciler

- Göç, kent ve kültürleşme

- Kentsel ayrışma, gettolar ve uydu kentler

- Kentlerin Görülmeyen Yeni Grupları

- Göç, kentler ve ulaşım ağları

- Kentlerde göçmenler ve mültecilere yönelen yabancı düşmanlığı

- Kentlerde (gelişmiş ekonomilerde) göçmenlerin teknolojiye ve inovasyona katkıları

- Kentlerde uluslararası ve yerel STK’ların varlığı ve bunların etki alanları

- Kent göçmenleri ve iletişim (çokdillilik)

- Kent göçmenleri ve afet yönetimi (kriz yönetimi) (salgın hastalıklar, depremler, doğal afetler)

- Göç ve küresel kentler-Göç, kentler ve diaspora- Kentsel Hizmetlere Göçmenlerin Erişimi

- Kentlerde göçmenlerin ve mültecilerin eğitimi

- Kentlerde göçmenlerin ve mültecilerin sağlık hizmetlerine ulaşması

- Yerel Dayanışma Ağları ve Göç

- Göç Yönetiminde Birlikte Yaşam Alanları ve Yönetimi

- Kentsel Adaptasyon, Sosyal İnovasyon ve Göç

- Birlikte Yaşam Modelleri, Kentsel Yaşayan Laboratuvarlar ve Yerel Yenilikçi Sosyal Uyum Çalışmaları 

Göç Dergisi insan göçü, göçmenler ve göçmenlik ile ilgili bilimsel çalışmaları ve tartışmaları yayınlamayı amaç edinmiş hakemli ve uluslararası bir alan dergisidir.

Yayın İlkeleri ve Endeksleme ve Dergi Hakkındaki diğer bilgiler için bakınız: https://dergi.tplondon.com/goc/about