Göç, Sağlık, Pandemi Özel Sayı Makale Çağrısı - Editörler: H. Yaprak Civelek ve Nihan Bozok

2020-04-30

KOVİD-19 pandemisi hepimizin hayatını etkiledi ve küresel, ulusal ve yerel bağlamda çeşitli dönüşümlere kapı araladı. Göç, göçmenler, mülteciler ve ilgili sosyoekonomik, kültürel, siyasi, hukuki ve teknoloji alanlarındaki deneyimler, tanıklıklar, değişimler bu özel sayının kapsamına giriyor. Göç, Sağlık, Pandemi özel sayısında sosyoloji, antropoloji, psikoloji, ekonomi, eğitim, politika, iletişim, uluslararası ilişkiler gibi disiplinler içerisinden yapılandırılmış çalışmaları toplamayı amaçlıyoruz.

Editörler: H. Yaprak Civelek (Anadolu Üniversitesi) ve Nihan Bozok (Beykent Üniversitesi)

Son gönderi tarihi: 22 Haziran 2020.  Gönderi adresi: https://dergi.tplondon.com/goc/about/submissions

engin-akyurt-kXzunH7mRHo-unsplash

Göç ve sağlık arasındaki ilişki, ilk olarak, politik, iktisadi, sosyal, mesleki, eğitsel varlığı ile göçmenin, hukuksal ve toplumsal pozisyonu gereği liminal[1] bir imgelem ve bir karşı-sorumluluk öznesi olarak görülmesi açısından en hassas ilişkidir. Chambers’ın ifadesi ile “yoğunlaşmış, yerinden edilmiş ve taraflı bir biçimde başka yerlerden ve başka dünyalardan bahsetmeye çalışan ve harmanlamaları ve iç içelikleri ile eski bilgi anlayışlarımızı bozan ve dağıtan akımları bağlantılandırmak (Chambers, 2005: 91) suretiyle bu kurumsal-işlevsel kapsama alanları içinde birer insan hakları meselesi olmaktadırlar. Kimi ülke yönetimleri ve halk için göçmenler, milli ve kültürel varlık alanları için birer yük ve yapısal çözülümün nesneleridir. Bu nedenle, bilhassa göç ve sağlık alanında, tıbbi hizmetlere erişim, sosyal hizmetlerin dağıtımı, yapısal kırılganlık (structural vulnerability) şartları üzerinden düşünülebilirse, eşitlik ve hak tanıma ile beslenmiş ve yeterince tıbbileştirilmiş bir tanınma neoliberal politikaların ve insanları değersizleştiren söylemlerin acımasızlığı karşısında, göçmenleri bir politik alternatifler üretim sürecine  ve bu bağlamda da kabul ve güvenlik alanlarına taşıyabilir (Quesada ve Bourgois, 2011). Elbette böyle bir düşünce ile, göçmen hem kendi hayatta kalma stratejilerini kuracak hem de dışsal yasal olmayan stratejilerin çatışma ve suç ortamlarından korunacaktır. Aynı zamanda göç ve Kovid-19 yayılması arasındaki ilişki (Sirkeci ve Yücesahin, 2020) ve pandeminin kaynağı üzerinden geliştirilen ırkçı ve göçmen karşıtı söylemler yakın dönemde göçmenlerin karşılaşabileceği sıkıntıları işaret ediyor.

Yüzümüzü bugüne dönersek, küresel ve yerel bağlamlarda hep birlikte tanık olduğumuz Kovid-19 pandemisi her şeyden önce tarihsel bir tecrübedir. İnsan ticaret, savaşlar, fetihler, şehirleşme ve göçlerle örülü tarihinde çiçekten vebaya, sıtmadan koleraya değin dalga dalga yayılan ve yıkıcı etkiler gösteren pek çok bulaşıcı hastalıkla mücadele etmeye çalışmıştır (Porter, 2016). Çok şiddetli olup dünya üzerindeki bir veya birkaç uluslararası sınırı geçmiş olan salgınlar bir tarafa bırakılırsa, günümüze en yakın zamanlı pandemi,1918’de Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği dönemlerde baş gösteren İspanyol gribidir (Crawford, 2019: 200). Dolayısıyla, neredeyse son yüz yılı kapsayan zaman dilimine ilişkin hafızamızda kıyıcı etkileri olan bir pandemi bulunmamaktadır. Bu tarihsel seyirde ortaya çıkan yeni pandemi deneyimi, tıp ve halk sağlığı alanlarının bulaşıcı hastalıklarla ilgili tecrübesini, hastalıklara müdahalesini ve hastalığı yenmedeki başarılarını değerlendirme gereğini de beraberinde getirmektedir. Zira bulaşıcı hastalıklar ve epidemiyolojik geçişin değişen örüntüleri vardır ve pek çok kontrol altına alınmış hastalık tekrar ortaya çıkabilmektedir. Evrilmiş bir mikrobik yapı, küresel halk sağlığını tekrar bir mücadele içine sokabilmektedir (Samal, 2014). Dolayısıyla, tıp arşivine girmiş her türlü tedavi yöntemlerine ve halk sağlığı bağlamındaki formüllere hakimiyet, uygun tarama yöntemleri, izleme ve kontrol altına alma çalışmalarının sürdürülebilirliği, Kovid-19 pandemisi ile acı bir şekilde tekrar önemi anlaşılan meseleler olmuştur.

Bugün, halk sağlığı formüllerinin ana çatısı bir sosyal izolasyon hali olarak gündeme gelmekte ve uygulanmaktadır. Bu hal, bireylerin sosyal etkileşimden ve birbirleriyle ilişkiden kopmaları ve geçici olarak yalnızlaştırılmaları zorunluluğuna dayalıdır. Zorunluluk ya da dayatma olması meselesi önemlidir, çünkü psikolojik anlamda bir bireyin kendi seçiminden ziyade (de Jong Gierueld ve diğerleri, 2006:486) daha çok bir kurumsal beklentiden, hatta belirli zamanlarda sokağa çıkmanın sınırlandırması yoluyla sosyal izolasyona geçişten bahsedilmektedir. Sosyolojik ve politik bağlamı kuvvetlendirilmiş bu zorunlu rol beklentisi, başlangıçta, koronavirüse karşı hassas olabilecek, taşıyıcılık potansiyeli güçlü ve dolayısıyla korunması gereken bedenlere yönelmiştir. Demografik olarak hem bağımlı nüfusun bir bölümü olan hem de yaşlı tanımına uyan 65 yaş ve üstü nüfus, ekonomik olarak aktif olma olasılığı düşük olan 20 yaş altı nüfus, mahkûmlar, evsizler ve savaş nedeniyle çeşitli bölgelerde zor şartlar altında (konteyner, çadır gibi) toplu olarak ağırlanan göçmen nüfus üyeleri gibi gruplar kırılgan bedenlere örnektir. Göçmenler özellikle maruz kaldıkları iç savaşların, zorlu göç yolculuklarının ve güvencesiz ağır çalışma koşullarının getirdiği yaralar nedeniyle zayıf düşmüş bedenleri ile bulaşıcı hastalıklar karşısında daha savunmasız durumdadırlar. Göçmenlerin, temel sağlık hizmetlerine erişmeleri, kronik hastalıkları ya da diğer rahatsızlıkları nedeniyle ilaç almaları, aşı olmaları, uygun tedaviye erişmeleri de oldukça zor ve zahmetlidir (Tarlan, 2020).

Bütün bu gelişmeleri geniş bir çerçevede tekrar düşünürsek, pek çok disiplinlerarası yazın ve tahayyülde, son dönemdeki toplumsal değişmelerin çoğunlukla post-endüstriyel toplum, bilgi toplumu, enformasyon toplumu, risk toplumu gibi kavramlar ile birlikte tartışılmakta olduğunu görürüz. Bu tartışmalar, kaçınılmaz olarak küreselleşmeye ve onun getirdiği ekolojik, sosyal, iktisadi, politik, teknolojik ve tıbbi sonuçlara atıflarla şekillenmektedir. Görülen o ki son dönemde etkilerini yaşamakta olduğumuz pandemi, dünya insanlarının hayatları, alışkanlıkları ve toplumsal yaşantıları hakkında yapılan tüm bu çalışmalara bir kırılma/değişim/başlangıç/sonuç olarak dahil olacaktır. Bireyin sağlığının topluluğun sağlığına, topluluğun sağlığının da bireyin sağlığına doğrudan bağlandığının yeniden hatırlandığı bu pandemi sürecinde, özellikle zorunlu göçmenlerin önleme, tanı, teşhiş, tedavi, aşılama süreçlerine dahil edilmeleri hayatidir. Bu bakımdan, göç ve sağlık deneyimlerinin küresel ve yerel bağlamlarda tartışılması ve göçmenlere yönelik tıbbi fikir ve tedbirlere karşılık gelen çalışmaların yapılması çok değerlidir.

Bu nedenle “Göç, sağlık, pandemi” özel sayısı ile sosyoloji, antropoloji, psikoloji, ekonomi, eğitim, politika, iletişim, uluslararası ilişkiler gibi disiplinler içerisinden yapılandırılmış -tercihen ampirik- çalışmaları bir sayıda toplamayı amaçladık.

Kolaylıklar dileriz.

Yaprak Civelek ve Nihan Bozok

Son gönderi tarihi: 22 Haziran 2020.

Gönderi adresi: https://dergi.tplondon.com/goc/about/submissions

Referanslar:

Crawford, H. D. (2019). Ölümcül Yakınlıklar: Mikroplar Tarihimizi Nasıl Şekillendirdi? G. Koca (Çev.). İstanbul: Metis Yayınları.

de Jong Gierueld, J., Tilburg  T., Dvkstra Pearl A., (2006). Loneliness and Social Isolation, İçinde, D. Perlman ve A. Vangelisti (Der.) The Cambridge handbook of personal relationships, Cambridge: Cambridge University Press, ss. 485-500.

Porter, R. (2016). Kan Revan İçinde: Tıbbın Kısa Tarihi. G. Koca (Çev.). İstanbul: Metis Yayınları.

Quesada, J., H. K. ve Bourgois P. (2011) Structural Vulnerability and Health: Latino Migrant Laborers in the United States. Medical Anthropology, 30 (4): 339-362. DOI: 10.1080/01459740.2011.576725

Samal, J. (2014). A Historical Exploration of Pandemics of Some Selected Diseases in the World. International Journal of Health Sciences & Research, 4 (2): 165-169 (www.ijhsr.org).

Sirkeci, I., & Yucesahin, M. M. (2020). Coronavirus and Migration: Analysis of Human Mobility and the Spread of Covid-19. Migration Letters17(2), 379-398. https://doi.org/10.33182/ml.v17i2.935

Tarlan, K. V. (2020). Toplumsal eşitsizlik, mülteciler ve pandemi. Birikim Dergisi 372/Nisan. E-Yayın: https://www.birikimdergisi.com/dergiler/birikim/1/sayi-372-nisan-2020/10037/toplumsal-esitsizlik-multeciler-ve-pandemi/11721.

[1] Liminal, arada kalmışlığa, ne orada-ne buradalığa işaret etmektedir. Antropolog Victor Tuner’ın temel kavramlarından biridir. Bknz: Turner. V. (2009). The Ritual Process. Structure and Anti-Structure.  NY ve London: Aldine Transaction Pub.